18 Kasım 2014 Salı

Gözü Tamamen Kapalı

Gecenin köründe garip bir dürtü.. Karanlığa rağmen gözlerimi tamamen kapatıyorum. Bir filmin başlaması gibi önce senin adın ve soyadın yazıyor ve bu koca şehirde gözlerim sana odaklanıyor. Ne bakışın ne de ses tonun... Tüm vücudun ve sana ait olan ne varsa... Ayrım yapmaksızın seni arzuluyorum. Filmin konusu önemli değil, nasıl oynadığına takılmış haldeyim. Hayat hepimize bir rol veriyor ve sen de kendince oynuyorsun. Fakat görüyorum ki, sen de benim gibi olan bitene anlam veremiyorsun. O kadar çok saçmalık var ki... Sevilmek istediğin her an kırıp döküyorsun. Gölgen duvarda sabitlenmiş ve gözlerin tamamen kapalı. İşte o sahne filmin en heyecanlı sahnesi!

Hayallerini hissetmek istedikçe sana yaklaşıyorum. Tanımsız bir his... Tüm gece iki yabancı aynı sahnede... Kimi düşlediğini ve ertesi gün ne olacağını bilmeden, o soruları kendine sormadan ve gözlerini açmadan... Birlikte uyur halde sen derinlerde ben de kıyıda köşede kıvrılmış düğüm olmuşum.. İnan bana bu filmi kimin yönettiği umurumda bile değil. Biliyorum ki, bu yazdıklarımı okuyan herkes bizi izliyor. Sen gemide, ben sokakta, gökyüzü sabitlenmiş ve yaprakların yarısı hala yeşil. Evet güzelim, oynuyoruz. İnsanların ellerinde paralar, koşan çocukların bileklerine bağlı balonlar... Aldatan insanların arasından geçmekte zorlanıyoruz. Zoraki sırıttığımız da oluyor. Kalabalık ve temiz kıyafetli yalancıların saçma sohbetleri... Neyse ki kulaklıklarımız yanımızda. Müzik eşliğinde umursamaz bir tavırda aynı kaldırım taşlarına basıyoruz.

Sen evinin kapısını açtığın anda benim atkım senin koltuğunda... Aynı yerde yaşıyor gibiyiz. Düşlerimiz ikiz kardeş misali... İşte yalnızlığımıza kavuştuğumuz anda filmin sonuna geliyoruz. Son sahnede ise göz kapaklarımda titreme ve gözlerimi açtığımda seni karşımda göreceğime dair bir kaç saniyelik heyecan. Ekran karıncalanmış. Koltukta vücuduna dair izler. Hangimiz neredeyiz? Ellerim saçlarıma karışıyor. Gözlerimi ovuşturup anlamsızca adımlar atıyorum. Burası senin evin olmalı. Belki de senaryo gereği kapının önüne çekilmiş bir masanın önünde duruyorum. Masanın üstünde ise bir not: 'Seni görüyorum. Gözlerimiz tamamen kapalı!'

Hiç yorum yok: