5 Temmuz 2012 Perşembe

Yıldızların Evi



Her gece düzenli olarak gökyüzüne bakan bir adamdım. Ulaşılmazlık karşısında bazen ısrarlı, bazen de duyarsız. Garip bir hayranlık iste. Bazı geceler yıldızlar kısa bir süre parıldar ve birden kaybolurdu. Ayni benim yaşadığım bazı şeyler gibi yarım ve bıraktığı tat belli belirsiz... Fakat gökyüzü gerçek bir düş! Yalnızlığın bulutlarla cilveleştiği ve gökkuşağıyla renklendiği tarifi pek mümkün olmayan bir güzellik... Limanları terk eden bir kaptanın yüz ifadesini değiştiren, tatlı-sert dalgalarıyla ona huzur veren ve yelkenleri dolduran...

Rüzgârın çıkarsız yardımseverliğini seviyorum. Bir de ben varım; oyuncak dolu bir odanın içinde, duvarları pastel boyalarla boyayan ve yasamak için inat eden bir ben. Çocukluk kalıntılarından kalan ne varsa… Artık kolumdaki saatin sesini değil kalp atışlarımı önemsiyorum. Kalp en değerli hazine, sadece sevip sevdikçe parıldayan bir mücevher gibi… Ah yıldızların evi, kuşların kanatlarıyla kucakladığı mavi sonsuzluk, benim gibi dibe batmış birine nasıl da umut veriyorsun…

Kağan Tobel