3 Ocak 2012 Salı

BİLMEDİĞİM KÜFÜRLER


Kötü şeyler söylemeyeyim dedikçe yaşadıklarım beni buna zorluyor. Bilmediğim küfürler uzay boşluğunda yankılanıyor ve sonrasında karşımdaki aptal adamların ve kadınların kulaklarında son buluyor. Önyargı mahkemelerindeki verilen en büyük cezayı ben hak ediyorsam, canları cehenneme… Sevgi denilen bu masum duygu nerede yetişir, nasıl gelişir? Kalbi çürümüş yaratıklar olmuşsunuz da farkında değilsiniz. Verimsiz topraklarda hayatta kalacak kadar insanüstüsünüz! Tüm bedenim bu pisliğin içindeyken ruhumu kurtarmaya çabalıyorum. Otobüste yanımda oturan, gişede bilet kesen mutsuzlar, gözlerimizin itiştiği kalabalıkların arasından geçerken gördüğüm yüzlerce insan… Sizler kimsiniz, diğerlerinden farkınız var mı? Ah bu deriden maskelerin altındakilerin ne olduğunu kestiremez haldeyim.

Savaşacaksak eğer herkes iyi ya da kötü bir taraf seçsin, ben iyiyim rollerini bırakalım artık. Yıllar geçtikçe hastalanıyorum. Ben düştükçe yanımda belirip elini uzatanları neden itmek geliyor içimden? Bunu bana aşılamaya çalışan sizlersiniz. Lanet olsun, hayatımın geri kalanına bir akıl hastanesinde devam etmek istemiyorum. Olanlara akıl ermez, bana yaptığınız şeylerin aynısını benim size yapmaya ise benim gönlüm el vermez. Kendi içimde hasara sebep olurum. İşte budur beni yıpratan. Yaratıklar ise umursamaz olur, anlık zevkin peşindedir ve kâğıt parçasına tapacak kadar kirlidir. Pisliği seçmek kolaydır, kolay olan caziptir. Zorluyorum! Kırmamak, üzmemek için…

Durmak nedir bilmez misiniz? Kılıçlarınızla saldırmaktan yorulmaz mısınız? Beynim bir kayıt cihazı gibi yaptığınız her şeyi kaydediyor. Bunu istemiyorum. Beynimi kötülüklerinizden oluşan bir çöplüğe çevirmenizden nefret ediyorum. Çok değil, bir gece öncesinde gördüğüm bir kâbusta bile sizlere bir şeyler anlatmaya çalışıyordum. Yoruldum! Gitmenin çözüm olmadığı bir gerçek. Başka bir cevabı olmalı, kendimi sizlerden kurtarmanın bambaşka bir yolu…

KAĞAN TOBEL

0 yorum: