15 Aralık 2011 Perşembe

Güçlü Bir Fırtına İstiyorum



Çok kuvvetli bir fırtına istiyorum. Tüm geçmişimi yerle bir etsin ve geleceğime göz diksin. Evet, beyler, bu dünyadaki gücümü görmek istiyorum. Umutsuzluk yosun tutmuş ve acılar yaralarımın en derinine inmişken, duvarları yıkarcasına yapacağım bunu. Kâbuslar gözlerimin etrafına toplanmış hain planları hakkında son hazırlıklarını bitirdiği an şimşekler yeryüzüne dokunacak. Yalnız bedenimi peşimden sürüklemem gerekse bile devam edeceğim ve gözyaşlarımın oluşturduğu denizlerden sağ çıkacağım. Tiyatro sahnesine sıkışmış hayatları izlemekten sıkıldım. Başroldeki pisliklere domates fırlatıp, utanmaz yüzlerini kızartacağım. Bitmedi, gerçekleri poz pembe zarflara koyup pullarını çamurlu dilleriyle yalayan yarı uyanık, yarı salakları savurup atacağım. Karşıma sadece yürekleri olanlar çıkacak, gerisini benden çok uzaklara sürgün edeceğim. Saygı mı? Asla sizden öğrenmeyeceğim. Sevgi mi? Hak etmemenize rağmen sizi severek sevgi neymiş size ben öğrettim.

Ah beynimin içine sızmaya çalışan soru işaretleri… Hepsi sizin kötü düşüncelerinizden kurtulmaya çalışırken etrafımı saran yılanlardan farksız. Biliyorum, durduracak yeni kalplere ihtiyacınız var. Doymazsınız! Yanardağlardan püsküren iğrençlikleriniz dünyayı tehdit ediyor. Tokuşturduğunuz kadehlerin içinde beyaz köpekbalığından bir farkınız yok. Gülerken sivri ve yamuk dişleriniz ortaya çıkıyor. Hak tecavüzcüleri! Bıçaklarıyla ağaçlara işkence eden oduncu çocukları kadar acımasız… Sizler bu fırtınanın bir parçasısınız, sizler söze sopaya gelmeyecek kadar yumuşak oyun hamurlarısınız! Hayır, sizden daha etkili bir fırtına istiyorum. Evet, dostlar, bu dünyadaki yerimi görmek istiyorum. Sislerle kaplı tuzaklarınızdan bunaldım artık.

Hani bizler sevebilen varlıklardık! Ne çabuk unuttunuz. Hayvanların bizlere verdiği dostluk derslerinden hep sıfır mı aldık? Yarası olan gocunsun! Evet, yüzüne tükürürcesine, kas kafasına vururcasına yazılmış bir yazı bu. Bir yerlerinde acı hissedenlere benden bir armağan olsun. Dökmeden ilerleyin. Çaldıklarınızı ceplerinize iyice doldurun. Bugün benden çaldığınız sevgi size ne kadar yeter bilmiyorum, ama toprağa düştüğünüzde her şey sona erecek. Hayatta ve ayakta kalın! Hem düşersen kardeşin bile seni ezip geçer öyle değil mi? Ne acı! Bazıları için gerçek dünya, bazıları içinse koca bir yalan…

Kağan Tobel

Hiç yorum yok: