23 Eylül 2011 Cuma

Yaramaz Sevgilim


Şekerli ayaklar… Yine hayal dünyama izinsiz girmişsin. Güneş, yüzündeki çilleri aydınlatıyor ve yaramaz bir çocuktan farkın yok. Ellerin yara bere içinde ve kollarında kedi tırmıkları var. Kocaman gözlerindeki masumiyete ise delicesine aşığım. Oysa sen güneşi sevmezsin, geceleri ise komik bulursun. Hatta kendini bataklıklara atar, sana elimi uzattıkça elimi geri itersin. Ne de olsa oradan çıkacağını bilirim. Kelebekler çiçeklerin arasında neşeyle uçarken, ben de boş durmayıp gökyüzüne bir gökkuşağı çizmeye başlarım. Kollarım uzadıkça uzar… Hiç umursamaz, sadece sana ilgi göstermemi istersin. Bunu tüm kâinat bilir. 

Çok geçmeden sıkılırsın, çünkü bunlar sana tipik gelir, gülüp geçersin. Çok farklı olsak da hep yanında olmak isterim. O kadar kendi halindesindir ki, bir eşin daha olduğunu söyleseler buna asla inanmam. Elini tuttuğumda, ‘’Beni lunaparka götür!’’ dersin. İtiraz etmem, çünkü bunun seni mutlu edeceğini bilirim.

Senin peşinden sürüklenirken sınırlarımın dışına çıkarım. Seninle olmak başlı başına bir maceradır. Atlıkarıncanın üstünde dönüp dururken bana dil çıkarttığını görmek beni güldürmeye yeter. 

Eve dönerken sırtıma atlar, yanaklarımı ısırmaya çalışırsın. Ne olduğunu anlamadan kendimizi yatakta buluruz. Başını yastığa gömer, boğuk bir sesle bana sorular sormaya başlarsın. Ben kısa cevaplar verdiğimde hemen sinirlenir, saatlerce anlatmamı istersin. Sabahları aynaya bakmaz, makyaj yapmaz, çoğu zaman bir pantolon, bir tişörtle gezersin. Ne de olsa sen nasıl mutlu olacağını bilirsin. Ben dağınık saçlarını taramamana ve gün boyunca öyle gezinmene aşığım… 

Beni sevdiğini söylemezsin, hatta karşı kaldırımlarda yürüdüğümüz bile olur. Ama beni ne kadar çok sevdiğini bilirim. Bir tek sana sarıldığımda huzura kavuşurum. Sen benim yaramaz sevgilimsin. Ne kadar farklı olsak da, seninle mutlu olacağımı bilirim.

Kağan Tobel

Hiç yorum yok: