8 Eylül 2011 Perşembe

Kırık Bir Aşk Hikayesi




Kırık kadehlerimizi tutuyoruz ve kanayan ellerimiz umurumuzda bile değil. Acı çekmek bizim için oldukça sıradan bir şey. Kadehlerimizin boş olması ise bize ayrı bir keyif veriyor. Eriyen mumlar son ışıklarını yansıtırken yanıma geldin. Etraftaki insanlar bizim kadar karanlığı sevmiyorlardı, onu ilk gördüğümde bunu anlamıştım. İçeride saatler öncesinden kalan bir keman sesi kulaklarımı doldurdu. Kanlı ellerimi uzatıp, onu dansa kaldırdım. 

Tipik bir harekette bulunmama rağmen buna olumlu karşılık vermişti. Kırık kalbine aldırmadan sıkıca bedenini sarıyordum. Kırıklarımız birbirimizin bedenine saplanmıştı. Aynı acıyı hissetmek bizi tahrik ediyor, dudaklarındaki dolgunluk karşısında zayıf düşüyordum. Yaralı olan ne varsa karanlığa karıştı. Bize kimse göremez, kimse anlayamazdı. 

Kalbimizin ritimlerine ayak uydurduk. Sanırım aynı dertten şikâyetçiyiz. Her dönüşte geçmişe çarpıp duruyoruz. Aynalar arasında sen ve ben… Sonunda dengemizi kaybettik. İçmeden sarhoş olmanın dayanılmaz hafifliğiyle aşka düşmüştük. Bizi ısırmaya başlayan kâbuslarımızı kesik ellerimizle kovaladık. Acı çekerken en güzel rüyaları görmüştük. Karanlıkta cesaretlenip, aydınlıktan korkar haldeydik. Aşkı oyun sanmamız, uçurumlardan sarkmamıza sebep oluyordu. Korkusuzduk. Fırtınadan sağ çıkmaya ise hiç niyetimiz yoktu.

Bu hayat bize az konuşarak çok sevmeyi öğretmiş ki suçlu kalplerimizi yargılamadan özgür bıraktık. Çıplak sokaklara çıktığımızda ise gideceğimiz yer belli değildi. Bu gecenin bitmemesi için ne yapsak boşa gibiydi. 

Ertesi gün her şey bitebilirdi. Güneş tepemizde belirmeden bir yerlere gizlenmeliydik. Kendimizi perdeleri çekik küçük bir otel odasında bulduk. Uyandığımda yanımda olmayacağını biliyordum. 

Gitmesi gerekliydi. İkimizde kırık ve döküktük. Sarıldıkça birbirimizi kanatıyorduk. Yazıldıkça daha da büyüyen, sınırları olmayan bir gecede son satırları yazıyorum. Mum ışığı yüzüne yansıyor. Yanına öylece uzanıp dalıp gidiyorum… Uyandığımda gözlerim yataktaki kırıklara odaklanıyor. Senden geriye kalan o küçük parçalara…

Kağan Tobel

Hiç yorum yok: