31 Ağustos 2011 Çarşamba

Acı Konçertosu




Hoş geldiniz! Lütfen homurdanmayı kesip, beni dinleyin… Düşündüğünüz gibi değil. Bir öncekinde son anda kurtulmuştum, ama bu sefer ki farklı… Acıların zirvesinden sizlere sesleniyorum. Evet, sonunda başardınız. Bakın, kalbime dokunduğumda bir şey hissetmiyorum. Ben, planladığınızın ötesindeyim. Kusursuz bir sevgisizim. Bunu kutlamalıyız! Benim bu günlere gelmeme büyük katkıda bulunan sadık dostum yalnızlığı sizlere takdim etmekten gurur duyarım. 

Kendisi benim umutsuzluğumda yanımda olmuş, suskunluğuyla da sabır taşımı paramparça etmiştir. Aranızda beni üzenlerin birde utanmadan bana kızgın olduğunu da biliyorum. Ben de az değilim hani, siz sevgisizleri inadına sevmeye devam ettim. ‘’Kaderin Oyunu’’ adlı tiyatro oyununda sırf beni mutlu etmemek için önüme rolünü iyi oynayan kalpsizler koydunuz. Ben ise son sahnede acı içinde kıvranırken ayakta alkışlandım. Ve damarlarımdan akan acıyla sizlere koştum. Kucaklayın beni dostlarım! Kaybedenlerin şahı olarak ünüme ün kattım. Fakat ne kadar acı çektiğimi asla bilemeyeceksiniz. Bu gizemin size keyif verdiğine de eminim, acıyan bakışlarınıza da hayranım…

Fakat ne olursa olsun hislerimi duymanızı istiyorum. Gece gündüz demeden yazdığım bu konçerto acılarımın tercümanı olup sizleri gözyaşlarına boğacak ve yok olup giden bu adamı salya sümük dinleyeceksiniz. Bestemin adı,’’Acı Konçertosu’’. Parmaklarım piyanonun tuşlarında dolaşırken şimşekler çakacak, denizler kıyıları terk edecek ve o an acıların doruklarında hep birlikte kıvranacağız.

Bazılarınız salonu terk etmek istiyor… Yüzlerindeki ekşi ifade bana nasıl da huzur verdi… Gerçekler de can yakar… Ne kadar derine saklasanız da gün gelir ayağınıza takılır… Daha başlamadım bile… Ah benim korkak sevgisizlerim, hayatta bir şeyin bile arkasında durmazsınız. Sizler kötü bile olamayacak kadar aciz yaratıklarsınız. Bencillikleriniz buna asla izin vermez.

Yanlış mı görüyorum, yoksa aranızdan bazıları gözyaşı mı döküyor? Yoksa söylediklerim vicdanlarınızı mı sızlattı? Ne kadar sahte olduğunuzu bir tek ben mi anladım? Sanmıyorum. Az çok birbirinizi tanıyorsunuz. Çıkar ilişkilerinde kim kimin ne olduğunu bilmeli… 

Salonu terk edenlerin sayısı arttıkça son notaların pek bir önemi kalmıyor gibi… Duymak istemiyorsunuz, kabullenmiyorsunuz ve en önemlisi vazgeçmiyorsunuz… Ertesi sabah beni ve bu konçertoyu yok sayacaksınız ve iyi olan ne varsa yok etmeye devam edeceksiniz.  Son nota ve bomboş bir salon… Söylediklerim beğenilmiyor... Çamurlu bir perde çekilsin… Kirli olmayı hak edenlerin dünyası ve konçertonun sonu…

Kağan Tobel

Hiç yorum yok: